KÖSE YAZILARIM

AYRILIK:
Aramızda, ayrılık sadece bir kelime, neden terk etmiyorsun beni bir türlü, söyle!
Annemin yatarken masal okuduğu, sırtımı kaşıdığı günler gibi aklımdan hiç çıkmıyorsun…
Neden insan hafızasından bazı şeyleri
silemiyor acaba...
Ruhuna kazınmaya görsün bir an, çakılıp kalıyor içine sonra
çıkartabilene aşk olsun.
Bir şeyler esir alıyor ruhunu ve seni terk etmiyor asla.
Sonra oyalanıyorsun orada, burada… Benim gibiysen çoğu zaman
şarkılarla...
Hepsi aşkı anlatıyor şarkıların, ayrılıktan bahsediyor… Şarkılar
artık beni oyalamıyor, ne yalan söyleyeyim bıktım dinlemekten ve
söylemekten... Çünkü hiç biri seni anlatmıyor.
Seni en fazla hiç tanımadığımız insanlar anlatıyor gözümün bebeği.
Hepsinin yaşadıklarındasın. Galiba aşk, bir insanı bin insanda
görmek.
Kemeraltı’nda dolaştım gene, başparmaklarının uçları bıçak kesiği
insanlar… Ellerinde torbaları karınca misali yuvalarına bir şeyler
taşıyan insanların pazarı.
Herkes tanıdık, herkesin yamalı bohça gibi hayatı yanında, öyle
ortak yanlar var ki şaşırıyorum baktıkça insanlara. Hepsinde biraz
ben, biraz sen. Kadınlar, parfüm satan tezgâhın önünde mutlaka
duruyorlar,
bakıyor, kokluyor ve çoğu kez almıyorlar, öyle ya o paraya çocuğa
eşofman alınır, yani o paraya, ne beğendiyse yerine neler alınır
diye hesap yapan kadınlar var tezgahlarda.
İşittikleri son sevgi sözcüğü neydi acaba? Biri Kızlar Ağası
Hanı'nın ortasında kurulmuş çay
ocağında yanıma oturuyor. Çoğu konuşmaz, konuşkan değildir Kemeraltı
insanları... Ama pek sıkılmış belli. Bana askerdeki oğlundan söz ediyor,
çok özlemiş. Hangi sebzeye baksa, oğlunun sevdiği yemek aklına
gelmiş anlatıyor ve gözleri doluyor.
Savaş çıkmaz değil mi diye soruyor, bilmem diyorum; savaşlara karar
verenler askerlik yaşı geçmiş adamlar, ne yapacakları belli mi
olur...
Gerçi sağ kalmayı becerdikse, bizi de yaşarken öldürmelerine
sustuğumuz içindir...
Doğru diyor kadın, dikleşiyor yorgun vücudu bıraksalar koskoca bir
orduyu haklar bir oğul uğruna…
İşte böyle bir şey kadın olmak, annelik var ucunda, elinde file,
torba, üst
baş perperişan ama oğlu düşünce aklına kafa tutuyor dünyaya...
Neye baksam Kemeraltı’nda seni anlatıyor bana, arkamdan
konuştuklarında utanmamalıyım diye yaşadığım hayatım, sana
anlatamadıklarım, yarım kalan ne varsa aramızda aşk oluyor
Kemeraltı’nda, herkesin alabileceği kadar ucuz bir aşk.
Affediyorum bugün ne varsa beni inciten sırf intikam olsun diye. Ama
tabii sen bunları bilmiyorsun…
Kemeraltı’ndan çıkıyorum Konak
sahiline doğru…
Denizi seyrediyorum…
Ne kadar zaman oldu görmeyeli seni
Zaman artık yok ki bilmiyorum...
Neyse ki;
Ellerim hep benimle…
Sana dokunamayan
Ama…
Durmadan içinde senin olduğun şiirler ve şarkılar yazan.
Tarih:
Sabahları seni özlemiş kalktığım…
Kahve vakitleri…
Şimdi telvelerden medet umma günleri
Her yalana razı geldiğim
Kahve falları…
Peki sen hatırlıyor musun beni ,
Sana deliler gibi aşık adamı…
Seni görmediği an yaşadığından
bi haber adamı…
Saniye görebilmek için saatlerce yol alabilecek adamı…
Aramızda, ayrılık sadece bir kelime…
Neden terk
etmiyorsun beni bir türlü, söyle!
Yalansız bir sevda ile. Keşkesiz bir hayatta. Senli yarınlarda yaşamak için. Gel dersen... Koşarak gelirim yar.